Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ Bu kısmın tercümesi ve îzâhı Âyetü’l-KübrâRisâlesi'nin ikinci makamındadır.قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُٓ اٰلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰي ذِي الْعَرْشِ سَب۪يلاً  سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰي

عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَب۪يرًا  تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَ مَنْ ف۪يهِنَّ ط وَ اِنْ مِنْ شَئٍ

اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَ لٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبي۪حَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا

(1) Biz şuna kat‘iyen îmân ettik ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, varlığı vâcib olandır, tektir, birdir, ferddir, kendisine dâimâ muhtaç olunandır ki, irâde ile hareket ettirilerek emre boyun eğdirilen, irâde ile döndürülerek idâre edilen, tam bir hikmet ve intizâm ile vazîfelendirilerek tanzîm edilen, gayet muhâfazalı ve ölçülü şekilde hizmet ettirilerek tutuşturulan yıldızlar, güneşler, aylar ve gezegenler kelimeleriyle onun zâtına hep birlikte şâhidlik eden gökler, Allah'ın birlik ve varlığının vücûbuna ve saltanatının haşmetindeki kudretin azametine delâlet ederler.Gök kubbedeki gök cisimleri ve parlak gezegenler, ulû­hiyetinin ve azametinin mücessem ve parlak burhânları olarak kemâl-i zuhûr ile şehâdetleriyle rubûbiyetinin; ve izzetine şâhidlik eden parıltılarla, gayet açıkça delâletleriyle hep birlikte saltanat-ı ulûhiyetinin şa‘şaasına şâhidlik ederler. Ve bütün âlemler ve eşyalarla beraber rubûbiyetinin her tarafı kuşatan hâkimiyetindeki genişliği i‘lân ederler. Şu âyet-i kerîmeye kulak ver: “Üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı ki, onu nasıl binâ etmişiz ve süslemişiz!”Sonra semâya bir bak! Görürsün ki, yaratılışındaki nizâm ile ve san‘atındaki ölçüyle; sükûnet içinde bir sessizlik, hikmet içinde bir hareket, haşmet içinde bir parıltı, ziynet içinde bir tebessüm; mevsimlerin değiştirilmesi, nebâtât ve hayvanât satırlarını yazmak üzere, mevsim sayfalarının kudret kalemiyle dönüşmesi için gök lambasının parlaması; menzilleri nûrlandırmak, vakitleri düzenlemek ve seneleri ta‘yîn etmek için gök kandilinin aydınlanması; kâinâtı nûrlandırmak ve âlemleri süslemek için semâ yıldızlarının parıldaması, bu âlemin idaresi için nihâyetsiz saltanattaki bir rubûbiyeti ehl-i fikre i‘lân eder.(2) Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Gökyüzü, emre boyun eğdirilmiş, evrilip çevrilen, idare edilen, her türlü canlı varlığa