Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

O vakit anladı ki, ne onun elinden ve ne de kimsenin elinden gelmez ki, ona ilişsin. “el-Emân!” dedi. Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm emân verdi. Fakat dedi: “Git, öyle yap ki, başkası gelmesin!” (1) Şu hâdise münâsebetiyle bunu da beyân ederiz ki, sahîh bir sûrette haber veriyorlar: “Bir çoban onları gördükten sonra Kureyş’e haber vermek için Mekke’ye gitmiş. Mekke’ye dâhil olduğu vakit, ne için geldiğini unutmuş. Ne kadar çalışmış ise, hatırına getirememiş. Mecbûr olmuş, dönmüş. Sonra anlamış ki, ona unutturulmuş.” (2) Üçüncü Hâdise: Gazve-i Gatafân ve Enmâr’da, müteaddid tarîklerle eimme-i hadîs haber veriyorlar ki: “Gavres isminde cesur bir kabîle reisi, kimse görmeden, tam Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın başı üzerine gelerek yalın kılıç elinde olduğu halde, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a dedi: ‘Kim seni benden kurtaracak?’ Demiş: ‘Allah!’ Sonra böyle duâ etti: اَللّٰهُمَّ اكْفِن۪يهِ بِمَا شِئْتَ Birden o Gavres, iki omuzu ortasına gāibden bir darbe yer. O kılıç elinden düşer, yere yuvarlanır. Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kılıcı eline alır: ‘Şimdi seni kim kurtaracak?’ der. Sonra affeder. O adam gider tâifesine. O pek cür’etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. ‘Ne oldu sana, ne için bir şey yapamadın’ dediler. O dedi: ‘Hâdise böyle oldu. Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum.’ ” (4) Hem şu hâdise gibi, Gazve-i Bedir’de bir münâfık, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı bir gaflet vaktinde, kimse görmeden, tam arkasından kılıç kaldırıp vururken, birden Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bakmış. O titreyip kılıç elinden yere düşmüş. (5)

Dördüncü Hâdise: Ma‘nevî tevâtüre yakın bir şöhretle ve ekser ehl-i tefsîrin اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَي الْأَذْقَانِ فَهُمْ مُُقْمَحُونَ  وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَ مِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ âyetinin sebeb-i nuzûlü ve ehl-i tefsîr allâmeleri ve ehl-i hadîs imam­ları haber veriyorlar ki: “Ebû Cehil yemin etmiş ki: ‘Ben secdede Muhammed’i (asm) görsem, bu taşla onu vuracağım.’ Büyük bir taş alıp gitmiş. Secdede gördüğü vakit kaldırıp vurmakta iken, elleri yukarıda kalmış. Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm namazı bitirdikten sonra kalkmış. Ebû Cehil’in eli çözülmüş.”O ise, ya Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın müsâadesiyle veyahud ihtiyaç kalmadığından çözülmüş. (7) Hem yine Ebû Cehil Kabîlesi’nden -bir tarîkte Velîd ibn-i Muğîre- yine Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı vurmak için büyük bir taşı