Risale-i Nur
Eserler

Çünki başta şefkati ve rahmeti, adâleti ve hikmeti ve Rahmân ve Rahîm, Âdil ve Hakîm isimleri ve rubûbiyetTerbiye ediciliki ve saltanatı

ve Rab ve Allah isimleri gibi ekser esmâ-yı hüsnâsı, dâire-i âhireti ve saadet-i ebediyeyi iktizâGerekme ve istilzâmGerektirme  ederler.

Ve tahakkukGerçekleşmeuna şehâdetŞâhidlik ve delâletDelil olma ederler. Belki Onuncu Söz’de isbat edildiği gibi, bütün mevcûdât bütün hakāikHakîkatleriyle

dâr-ı âhirete işaret ediyorlar. Hem fermân-ı a‘zamEn büyük buyruk olan Kur’­ân-ı Hakîm, binler âyât ve beyyinâtApaçık delillerıyla ve berâhîn-i sâdıka-i

kat‘iyesiyle o hakîkati gösteriyor ve ta‘lîmÖğretme ediyor. Ve nev‘-i beşerin mâbihil iftihârı olan HabîbullâhAllah’ın sevgilisi (Peygamberimiz asm)

Aleyhissalâtü Vesselâm, binler mu‘cizât-ı bâhireAçık mu‘cizelerye istinâdDayanma ederek bütün hayatında, bütün kuvvetiyle o hakîkati

ders vermiş, isbat etmiş, i‘lân etmiş, görmüş ve göstermiş.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓي آلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فِى الْجَنَّةِ

وَاحْشُرْنَا وَ وَالِدَيْنَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا تَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَارْزُقْنَا شَفَاعَتَهُ وَ اَدْخِلْنَا

الْجَنَّةَ مَعَ آلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪  بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ آم۪ينَ

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا  رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا

مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ  رَبِّ اشْرَحْ ل۪ى صَدْر۪ى وَيَسِّرْل۪ٓى اَمْر۪ى وَاحْلُلْ عُقْدَةً

مِنْ لِسَان۪ى يَفْقَهُوا قَوْل۪ى  رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّٓا اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ  وَتُبْ عَلَيْنَٓا

اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَٓا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

Yirminci Mektub’un Onuncu Kelimesi’ne Zeyildir

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ 

اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ  ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً رَجُلاً ف۪يهِ

شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ 

Suâl: Sen çok yerlerde demişsin ki: “Vahdette nihâyet derecede kolaylık var, kesretÇoklukte ve şirkAllah’a ortak koşmate nihâyet

derecede bir müşkilât oluyor. VahdetBir olmate vücûbZarûrî olma derecesinde bir suhûletKolaylık var, şirkAllah’a ortak koşmate imtinâ‘İmkânsız olma, çekinme derecesinde bir suûbetZorluk

var” diyorsun. Halbuki gösterdiğin müşkilât ve muhâlât, vahdetBir olma tarafında da cereyânBir süreç içinde gerçekleşme eder. Meselâ diyorsun: