Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Öyle de insan, eğer kesrete dalıp, kâinât içinde boğulup, dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânîlerin

tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette nihâyetsiz bir hasâreteZarar düşer. Hem fenâ, hem fânî,

hem ademeYokluk düşer. Hem ma‘nen kendini i‘dâm eder. Eğer lisân-ı Kur’ân’dan kalb kulağıyla îmân derslerini işitip

başını kaldırsa, vahdete müteveccihYönelik olsa, ubûdiyetin mi‘râcıyla arş-ı kemâlâta çıkabilir. BâkîSonu olmayan bir insan olur.

Ey nefsim! Madem hakîkat böyledir ve madem millet-i İbrâhîmiyedensin. İbrahimvârî (as)

لَآ اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ de! Ve Mahbûb-u BâkîSonu olmayan’ye yüzünü çevir ve benim gibi şöyle ağla:

لَقَدْ اَبْكَان۪ي نَعْيُ لَآ اُحِبُّ الْأٰفِل۪ينَ مِنْ خَل۪يلِ اللّٰهِ

İbrahim Aleyhisselâm’dan sudûrÇıkma ile, kâinâtın zevâlSon bulma ve ölümünü i‘lân eden na‘y-iÖlüm haberi getirme لَآ اُحِبُّ الْأٰفِل۪ينَ beni ağlattırdı.

فَصَبَّتْ عَيْنُ قَلْب۪ي قَطَرَاتٍ بَاكِيَاتٍ مِنْ شُئُونِ اللّٰهِ

Onun için kalb gözü ağladı ve ağlayıcı katreleriDamla döktü. Kalb gözü ağladığı gibi, döktüğü her bir damlası da

o kadar hazîndirHüzünlü , ağlattırıyor. Güya kendisi de ağlıyor. O damlalar, gelecek fârisî fıkralardır.

لِتَفْس۪يرِ كَلَامٍ مِنْ حَك۪يمٍ اَيْ نَبِيٍّ ف۪ي كَلَامِ اللّٰهِ

İşte o damlalar ise, Nebiyy-i Peygamber olan bir Hakîm-i İlâhî’nin KelâmullâhAllah’ın sözü içinde bulunan bir kelâmının bir nevi‘ tefsîridir.

نَم۪ي ز۪يبَاسْت اُفُولْدَه گُمْ شُدَنْ مَحْبُوبْ

Güzel değil, batmakla gāib olan bir mahbûb. Çünki zevâlSon bulmae mahkûm olan, hakîkî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için

yaratılan ve âyîne-i Samed olan kalb ile sevilmez sevilmemeli.

نَم۪ٓي اَرْزَدْ غُرُوبْدَه غَيْب شُدَنْ مَطْلُوبْ

Bir matlûbİstek ki, gurûbdaBatma gaybûbetGöz önünde olmama, kaybolma etmeye mahkûmdur. Kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci‘ olamıyor.

Arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalb ona perestişHaddinden fazla sevme etsin ve ona

bağlansın kalsın.

نَم۪ي خَواهَمْ فَنَادَه مَحْو شُدَنْ مَقْصُودْ

Bir maksûdKastedilen ki, fenâda mahvolur. O maksûdKastedilenu istemem. Çünki fânîyim, fânî olanı istemem. Neyleyeyim?