Risale-i Nur
Eserler

Risâle-i Nûr mîzânÖlçülarından,

îmân-ı âhiret burhânDelillarından

TILSIMLAR MECMÛAKitapSI

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  وَ بِه۪ نَسْتَع۪ينُ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰي سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَ عَلٰٓي اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ

BİRİNCİ SÖZ

‘Bismillâh’ her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârekBereketli kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcûdâtVar olanların lisân-ı hâliyle vird-i zebânıdır. ‘BismillâhAllah’ın ismiyle’ ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlîTemsile ait hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyeKorumasine girsin. Tâ şakîHaydutlerin şerrinden kurtulup hâcâtİhtiyaçlarını tedârikTemin etme edebilsin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyâcâtına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâÇölya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi‘Alçak gönüllü idi, diğeri mağrur.Gururlu MütevâziAlçak gönüllüi bir reisin ismini aldı. MağrurGururlu almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kātıu’t-tarîka rast gelse, der: “Ben felân reisin ismiyle gezerim.” ŞakîHaydut def‘ olur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrurGururlu bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, ta‘rîf edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl,Hor, alçak hem rezîl oldu.