Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

ONÜÇÜNCÜ ŞU‘

Isparta ve Denizli hapishânelerinde, tecrîd-i mutlak içinde Hazret-i Üstâd’ın hapisdeki kardeşlerine kimse ile görüştürmediklerinden, gizli yazıp gönderdiği mektublardır. Bu kıymetdar nûrânî mektublar, Risâle-i Nûr’un parlak mücâhedâtını gayet parlak bir sûrette göstermektedirler.

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُوَاِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Azîz, sıddîk kardeşlerim! Ramazân-ı Şerîf’den bir gün evvel gizli zındık düşmanlarım tara­fından olduğunu kuvvetli ihtimâl verdiğimiz ve doktorun tasdîkiyle bir zehirlenmek hastalığıyla harâretim kırk dereceden geçmeye başla­mışken, Kastamonu’da adliye müddeî-i umûmîleri ve taharrî komiserleri menzilimi taharrî etmeye geldiler. Ben o dakikadan sonra başıma gelen dehşetli taarruzu bir hiss-i kablelvukū‘ ile anlayarak ve şiddetli zehirli hastalığım dahi beni ölüme götürüyor diye, Isparta vilâ­yetinde kıymetdar kardeşlerimin kucaklarında teslîm-i rûh edip o mübârek toprağa defnolmamı kalben niyâz ettim.

Hizbü’l-Ekberü’l-Kur’ân’ı açtım. Birden bu âyet-i kerîme,وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ karşıma çıktı. “Bana bak!” dedi. Ben de baktım, üç kuvvetli emâre ile mânâ-yı işârî cihetinde bana ve bize teselli veriyor. Şimdi başımıza gelen bu musibeti hiçe indirdi ve Isparta’ya mevkūfen beşinci nefyimi, o kalbî duâmın kabûl olmasına delil eyledi.Birinci emâre: Şeddeler sayılır, hesâb-ı ebced ile bin üç yüz altmış iki ederek, bu sene Arabî aynı târihine tevâfuk edip ma‘nâsıyla der: “Sabreyle, başına gelen kazâ-yı Rabbânîye teslîm ol. Sen inâyet gözü altındasın, merak etme. Gecelerde tesbîhât ve tahmîdâta devam eyle.”Tahlîl: Üç (ر) altı yüz; dört (ن) iki yüz; bir (س)، bir (م) yüz; bir (ص)، bir (ف)، bir (م) iki yüz on; dört (ك) bir (ع) yüz elli; üç (ح)، bir (و)، bir (ي) kırk; bir (ل) dokuz; (ب) bir (د)، bir (و)، dört (ا) altmış iki eder. Yekünü bin üç yüz altmış iki ederek, bu senenin aynı târihine ve başımıza gelen musibetin aynı dakikasına tam tamına tevâfuku, kuvvetli bir emâredir. İkinci emâre: Bu âyetin ma‘nâsını tam tamına hakkımda me’mûlümün çok fevkinde aynen müşâhede ettim. Üçüncü emâre: Beyânına şimdilik lüzûm olmadığından yazdırılmadı. Saîdü’n-Nûrsî