Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

bir piyango kumarına yarı malını vermek akılAkıllı kabul ederse; -halbuki kazanç ihtimâli binden birdir- sonra yirmi dörtten bir malını yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddakDoğrulanan bir hazîne-i ebediyeye vermemek, ne kadar hilâf-ı akılAkıllı ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akılAkıllı dan uzak düştüğünü kendini âkilAkıllı zanneden adam anlamaz mı? Halbuki namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübâhYapılması veya yapılmaması dinen caiz olan dünyevîDünyaya âit amelleri güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü âhirete mal edebilir. FânîGeçici ömrünü bir cihetteYön ibkāSürekli var kılma eder.

BEŞİNCİ SÖZ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا وَالَّذ۪ينَ هُمْ مُحْسِنُونَ

Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakîkî bir vazîfe-i insaniyet; ve ne kadar fıtrîHususi yaratılış icabı münâsib bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu görmek istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle.

SeferberlikteSavaşa hazır olma hali bir taburda biri muallemEğitimli, talim görmüş vazîfeperverVazîfe seven ; diğeri acemi, nefisperverNefsini seven iki asker beraber bulunuyordu. VazîfeperverVazîfe seven nefer ta‘lîmÖğretmeeÖğretme ve cihada dikkat eder, erzâkRızıklar ve ta‘yînâtınıBelirlenmiş yiyecekler hiç düşünmezdi. Çünki anlamış ki; onu beslemek ve cihâzâtCihazlarınıCihazlar vermek, hasta olsa tedâvi etmek, hatta indelhâceİhtiyaç ânında lokmayı ağzına koymaya kadar, devletin vazîfesidir. Ve onun asıl vazîfesi ta‘lîmÖğretme ve cihaddır. Fakat bazı erzâkRızıklar ve cihâzâtCihazlar işlerinde işler. Kazan kaynatır. Karavanayı yıkar, getirir. Ona sorulsa: “Ne yapıyorsun?” “Devletin angaryasınıÜcretsiz yaptırılan iş çekiyorum” der. Demiyor: “NafakamGeçim için lazım olan para için çalışıyo­rum.” Diğer şikemperverYeme içmeye düşkün ve acemi nefer ise, ta‘lîmÖğretmeeÖğretme ve harbe dikkat etmezdi. “O devlet işidir. Bana ne!” derdi. Dâim nafakasınıGeçim için lazım olan para düşünüp onun peşineArka dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alış veriş ederdi. Bir gün muallemEğitimli, talim görmüş arkadaşı ona dedi: “Birader asıl vazîfen ta‘lîmÖğretme ve muhârebedirSavaşma. Sen, onun için buraya getirilmişsin. Padişaha i‘timâd et. O seni aç bırakmaz. O onun vazîfesidir. Hem sen âciz ve fakirsin. Her yerde kendini beslettiremez­sin. Hem mücâhedeCihat ve seferberlikSavaşa hazır olma hali zamanıdır. Hem sana