Risale-i Nur
Eserler

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ İşte ey şeytan, şimdi bir sözün daha varsa söyle! Şeytan der: “Bunlara karşı gelemem. Müdâfaa edemem. Fakat çok ahmaklar var, beni dinliyorlar. Ve insan sûretinde çok şeytanlar var, bana yardım ediyorlar. Ve feylesoflardan çok firavunlar var, enâniyetBenliklerini okşayan mes’eleleri benden ders alıyorlar. Senin bu gibi sözlerin neşrine sed çekerler. Bunun için sana teslîm-i silâh etmem!”

On Altıncı Söz, Tılsımlar Mecmûası’na yazıldığı için buraya yazılmamıştır.

ON YEDİNCİ SÖZ

Bu söz iki âlî makam ve bir parlak zeyilEkden ibârettir.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِاِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَي الْأَرْضِ ز۪ينَةً لَهَالِنَبْلُوَهُمْ اَيُّهُمْ اَحْسَنُ عَمَلاً وَاِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَع۪يدًا جُرُزًا  وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَعِبٌ وَ لَهْوٌ 

Hâlik-ı Rahîm ve Rezzâk-ı Kerîm ve Sâni‘-i Hakîm şu dünyayı, âlem-i ervâh ve rûhâniyâtCisimleri ruha yakın ve gözle görülemeyen varlıklar için bir bayram, bir şehr-âyîn sûretinde yapıp, bütün esmâİsimlersının garâib-i nukūşNakışlaruyla süslendirip, küçük-büyük, ulvî-Yücesüflî her bir ruha, ona münâsib ve o bayramdaki ayrı ayrı hesabsız mehâsinGüzellikler ve in‘âmâtNimet vermelertan istifâde etmeye muvâfık ve havâs ile mücehhezDonatılan bir cesed giydirir, bir vücûd-u cismânî verir, bir def‘a o temâşâgâhSeyir yeria gönderir. Hem zaman ve mekân ci­hetiyle pek geniş olan o bayramı asırlara, senelere, mevsimlere, hatta günlere, kıt‘aKısım, parça lara taksîmBölüştürme ederek her bir asrı, her bir seneyi, her bir mevsimi, hatta bir cihetYönte her bir günü, her bir kıt‘aKısım, parça yı birer tâifeHususî topluluk ruhlu mahlûkātına ve nebâtî masnûâtSanatla yapılan şeylerına birer resm-i geçit tarzında bir ulvîYüce bayram yapmıştır. Ve bilhassa rûy-u zemîni,