Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

taşları şakkYarma ederler. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenînNazlı yapraklar, birer a‘zâ-yıUzuvlar İbrâhîm (as) gibi, ateş saçan harâreteSıcaklık karşı يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَ سَلَامًا âyetini okuyorlar. Madem her şey, ma‘nen “Bismillâh” der. Allah nâmına, Allah’ın ni‘metlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillâh” demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gāfilOlup bitenden habersiz olan insanlardan almamalıyız.

Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sâhibi olan Allah, ne fiyat istiyor? Elcevab: Evet, o Mün‘im-iNi‘met veren Hakîkî, bizden o kıymetdar ni‘metlere, mallara bedel istediği fiyat ise üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta “Bismillâh” zikirdir. ÂhirdeSon “Elhamdülillâh” şükürdür. Ortada bu kıymetdar hârika-i san‘at olan ni‘metler, Ehad-i Samed’in mu‘cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derkAnlama etmek fikirdir. Bir padişahın kıymetdar bir hediyesini sana getiren bir miskinZavallı, fakir adamın ayağını öpüp, hediye sâhibini tanımamak ne derece belâhetAhmaklık ise, öyle de; zâhirîGörünürdeki mün‘imleriNi‘met veren medihÖvme ve onlara muhabbet edip Mün‘im-iNi‘met veren Hakîkî’yi unutmak, ondan bin derece daha belâhetAhmaklıktir. Ey nefis! Böyle eblehAhmak olmamak istersen, Allah nâmına ver, Allah nâmına al. Allah nâmına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.

İKİNCİ SÖZ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ

Îmânda ne kadar büyük bir saadet ve ni‘met; ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle: Bir vakit iki adam, hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbînKendini gören, kendini beğenmiş, tâli‘siz bir tarafa; diğeri hudâbînAllah için gören, bahtiyarTalihli diğer tarafa sülûkBir yola girme eder, giderler. HodbînKendini gören, kendini beğenmiş adam, hem hodgâmBencil, hem hod-endîşKendini düşünen , hem bedbînKötü gören, kötümser olduğundan, bedbînKötü gören, kötümser lik cezâsı olarak nazarındaBakış pek fenâ bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âcizGüçsüz bîçârelerÇaresiz zorba, müdhiş adamların