Risale-i Nur
Eserler

OTUZ İKİNCİ SÖZ

Şu söz “Üç MevkıfDurma yeri”dır.

Yirmi İkinci Söz’ün Sekizinci Lem‘asını îzâh eden bir zeyildir. Mevcûdât-ı âlem, vahdâniyetAllah’ın birliği eşehâdet ettikleri elli beş lisândan -ki Katre Risâlesi’nde onlara işaret edilmiş-birinci lisânına bir tefsîrMa‘nâyı açıklamadir. لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin pek çokhakāikinden, temsîl libâsElbiseı giydirilmiş bir hakîkattir.

Birinci MevkıfDurma yeri

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ لَوْ كَانَ ف۪يهِمَآ اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا

لآَ اِلٰهَ اِلَّأ اللّٰهُ .. وَحْدَهُ لاَ شَر۪يكَ لَهُ .. لَهُ الْمُلْكُ .. وَ لَهُ الْحَمْدُ .. يُحْي۪ي .. وَ يُم۪يتُ .. وَ هُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ ..بِيَدِهِ الْخَيْرُ .. وَ هُوَ عَلٰي كُلِّ شَئٍ قَد۪يرٌ .. وَ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ 

Bir ramazan gecesinde, şu kelâm-ı tevhîdiyeAllah’ı birlemeye dâir söznin on bir cümlesinin her birin­de, birer tevhîd mertebesi ve birer müjde bulunduğunu ve o mertebelerden yalnız لَا شَر۪يكَ لَهُ ’deki ma‘nâyı, basit avâmSıradan halkın fehmine gelecek bir muhâvere-i temsîliyeMisal getirerek karşılıklı konuşma ve bir münâzara-i faraziyeVarsayım üzerine yapılan fikir tartışması tarzında ve lisân-ı hâli lisân-ı kālKonuşma dili sûretinde söylemiştim. Bana hizmet eden kıymetdar kardeşlerimin ve mescid arkadaşlarımın arzuları ve istemeleri üzerine, o muhâvereyi yazıyorum. Şöyle ki:

Bütün tabiatperest,Tabîatı yaratıcı zanneden esbâbperestSebebleri te’sîr sâhibi zanneden ve müşrikAllah'a ortak koşan gibi umum envâ‘-ı ehl-i şirkin ve küfrün ve dalâletHaktan sapmain tevehhümKuruntu yapma ettikleri şerîkOrtakleri nâmına bir şahıs farz ediyoruz ki, o şahs-ı farazî,Var sayılan şahıs mevcûdât-ı âlemden bir şeye rabTerbiye edici b olmak istiyor ve hakîkî mâlik olmak, da‘vâ etmektedir. İşte o müddeî,İddiâ eden evvelen mevcûdâtın en küçüğü olan bir zerreye rast gelir. Ona rabTerbiye edici b ve hakîkî mâlik olmakta olduğunu, zerreye tabiat lisânıyla ve felsefe diliyle söyler. O zerre dahi, hakîkat lisânıyla ve hikmet-i RabbâniyeHer şeydeki ilâhî maksad ve incelik  diliyle der ki: “Ben hadsiz vazîfeleri görüyorum. Ayrı ayrı her masnûSan‘atla yapılana girip işliyorum. Eğer bütün o vezâifi bana gördürecek, sende