Risale-i Nur
Eserler

اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ قُلُوبَنَا بِنُورِ الْأ۪يمَانِ وَ الْقُرْاٰنِ  اَللّٰهُمَّ اغْنِنَا بِالْأِفْتِقَارِ اِلَيْكَ  وَ لَا تُفْقِرْنَا بِالْأِسْتِغْنَآءِ عَنْكَ  تَبَرَّاْنَآ اِلَيْكَ مِنْ حَوْلِنَا وَ قُوَّتِنَا  وَ الْتَجَئْنَآ اِلٰي حَوْلِكَ وَ قُوَّتِكَ فَاجْعَلْنَا مِنَ الْمُتَوَكِّل۪ينَ عَلَيْكَ  وَ لَاتَكِلْنَآ اِلٰٓي اَنْفُسِنَا  وَاحْفَظْنَا بِحِفْظِكَ  وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ  وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰي سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ صَفِيِّكَ وَ خَل۪يلِكَ وَ جَمَالِ مُلْكِكَ وَ مَل۪يكِ صُنْعِكَ وَ عَيْنِ عِنَايَتِكَ وَ شَمْسِ هِدَايَتِكَ وَ لِسَانِ حُجَّتِكَ وَ مِثَالِ رَحْمَتِكَ وَ نُورِ خَلْقِكَ وَ شَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ ف۪ي كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ كَاشِفِ طِلْسِمِ كَآئِنَاتِكَ وَ دَلاَّلِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَمُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَ مُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَآئِكَ وَ مُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَ تَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مَدَارِ شُهُودِكَ وَ اِشْهَادِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ  وَ عَلٰٓي اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ  وَ عَلٰٓي اِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيِّنَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ  وَ عَلٰي مَلٰٓئِكَتِكَ الْمُقَرَّب۪ينَ  وَ عَلٰي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ  اٰم۪ينَ 

SEKİZİNCİ SÖZ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ  اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْأِسْلَامُ

Şu dünya ve dünya içindeki rûh-u insanî ve insanda dinin mâhiyetBir şeyin ne olduğu ve kıymetlerini; ve eğer dîn-i hakHak dink olmazsa, dünya bir zindan olması; ve dinsiz insan en bedbahtKötü talihli mahlûkYaratılmış olduğunu; ve şu âlemin tılsımAnlaşılması zor şeyını açan ve rûh-u beşerîyi zulümâtKaranlıklartan kurtaran يَٓا اَللّٰهُ ve لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle.

Eski zamanda iki kardeş uzun bir seyahate beraber gidiyorlar. Gitgide, tâ yol ikileşti. O iki yol başında ciddî bir adamı gördüler. Ondan sordular: “Hangi yol iyidir?” O dahi onlara dedi ki: “Sağ yolda kanun ve nizâmDüzena tebeiyet mecbûriyeti vardır. Fakat o külfetZahmet içinde bir emniyetGüvenilirlik, güvenlik ve saadet vardır. Sol yolda ise, serbestiyet ve hürriyet vardır. Fakat o serbestiyet içinde bir tehlike ve şekāvetSaadetten mahrumiyet vardır. Şimdi intihâbSeçmedaki ihtiyârTercih etme sizdedir.”Bunu dinledikten sonra, güzel huylu kardeş sağ yola تَوَكَّلْتُ عَلَي اللّٰهِ deyip gitti. Ve nizâmDüzen ve intizâmDüzgünlüka tebeiyeti kabul etti. Ahlâksız ve serseri olan diğer kardeş, sırf serbestlik için sol yolu tercîh etti.