Risale-i Nur
Eserler

lâzım olan ilim ve iftikārFakirliğini gösterme, fakir olma ile tazarru‘Yalvarma ve ibâdet cihetinde, hayvanâtın sultanı ve kumandanı hükmündedir. Demek ey nefsim! Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksad yapsan ve ona dâim çalışsan, en ednâ bir serçe kuşunun bir neferAskeri hükmünde olursun. Eğer hayat-ı uhreviyeyi gaye-i maksad yapsan ve şu hayatı dahi ona vesîle ve mezraaTarla etsen ve ona göre çalışsan, o vakit hayvanâtın büyük bir kumandanı hükmünde ve şu dünyada Cenâb-ı Hakk’ın nazlı ve niyâzdârYalvaran bir abdKuli, mükerremİkram olunmuş, değer verilmiş ve muhterem bir misafiri olursun. İşte sana iki yol. İstediğini intihâbSeçme edebilirsin. HidâyetHak üzere olma ve tevfîkUygun kılmai Erhamürrâhimîn’den iste.

ALTINCI SÖZ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰي مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ

Nefis ve malını Cenâb-ı Hakk’a satmak; ve ona abdKul olmak ve asker olmak, ne kadar kârlı bir ticaret, ne kadar şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciği dinle: Bir zaman bir padişah raiyetBirinin idaresi altındaki halkinden iki adama, her birisine emâneten birer çiftlik verir ki, içinde fabrika, makine, at, silâh gibi her şey var. Fakat fırtınalı bir muhârebeSavaşma zamanı olduğundan hiçbir şey kararında kalmaz. Ya mahvolur. Veya tebeddülDeğişme eder, gider. Padişah o iki neferAskere kemâl-i merhametinden bir yâver-i ekremEn yakın, en şerefli hizmetkar (peygamberimiz asm) ini gönderdi. Gayet merhametkârMerhametli bir fermanBuyruk ile onlara diyordu: “Elinizde olan emânetimi bana satınız. Tâ sizin için muhâfaza edeyim. BeyhûdeBoşuna zâyi‘Kayıp olmasın. Hem muhârebeSavaşma bittikten sonra size daha güzel bir sûrette iâdeGeri döndürme edeceğim. Hem güya o emânet malınızdır. Pek büyük bir fiyat size vereceğim. Hem o makine ve fabrikadaki âletler, benim nâmımla ve benim tezgâhımda işlettirilecek. Hem fiyatı, hem ücretleri birden bine yükselecek. Bütün o kârı size vereceğim. Hem de siz âciz ve fakirsiniz. O koca işlerin masârıfâtGiderlerını tedârikTemin etme edemezsiniz. Bütün masârıfâtGiderlerı ve levâzımâtLüzumlu şeylerı ben deruhdeÜzerine alma ederim. Bütün vâridâtGelirlerı ve menfaati size vereceğim. Hem de terhîsât zamanına kadar elinizde bırakacağım. İşte beş mertebe kâr içinde kâr! Eğer bana satmazsanız, zaten görüyorsu­nuz ki, hiç kimse elindekini muhâfaza edemiyor. Herkes gibi elinizden çıkacaktır. Hem beyhûdeBoşuna gidecek, hem o yüksek fiyattan mahrum kalacaksınız. Hem o nâzik, kıymetdar âletler,