Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Yirmialtıncı Lem‘a’nın Zeyli Yirmibirinci Mektup’tur.

Makam münâsebetiyle buraya alınmıştır.بِاسْمِه۪: وَاِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً

كَر۪يمًا  وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًا 

رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْأَوَّاب۪ينَ

غَفُورًا

Ey hânesinde ihtiyâr bir vâlidesi veya pederi veya akrabasından veya îmân kardeşlerinden bir amelmânde veya âciz alîl bir şahıs bulunan gāfil! Şu âyet-i kerîmeye dikkat et, bak! Nasıl ki bir âyette, beş tabaka ayrı ayrı bir sûrette ihtiyâr vâlideyne şefkati celbediyor. Evet dünyada en yüksek hakîkat, peder ve vâlidelerin evlâdlarına karşı olan şefkatleridir. Ve en âlî hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukābil, onlara hürmet etmek, onların haklarıdır. Çünki onlar, hayatlarını kemâl-i lezzetle evlâdlarının hayatı için fedâ ediyorlar, sarf ediyorlar. Öyle ise; insaniyeti sukūt etmemiş ve canavara inkılâb etmemiş herbir veledin farz olan bir vazîfesi de, o muhterem, sâdık, fedâkâr dostlara, hâlisâne hürmet ve samîmâne hizmet ve rızâlarını tahsîl ve kalblerini hoşnud etmektir. Amca ile hala, peder hükmündedirler; teyze ile dayı, ana hükmündedirler. İşte o mübârek ihtiyârların vücûdlarını istiskāl edip ölümlerini arzu etmek, ne kadar vicdansızlık ve ne kadar alçaklıktır, bil, ayıl. Evet hayatını senin hayatına fedâ edenin zevâl-i hayatını arzu etmek, ne kadar çirkin bir zulüm ve ne kadar çirkin bir vicdansızlık olduğunu anla.

Ey derd-i maîşetle mübtelâ olan insan! Bil ki; senin hânendeki bereket direği ve rahmet vesîlesi ve musibet dâfiası, hânendeki o istiskāl ettiğin ihtiyâr veya kör akrabandır. Sakın deme: “Maîşetim dardır, idare edemiyorum.” Çünki onların yüzünden gelen bereket olmasa idi, elbette senin dıyk-ı maîşetin daha ziyâde olacaktı. Bu hakîkati benden işit ve inan. Bunun çok kat‘î