Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

On Yedinci Lem’a’nın

On İkinci Noktası’ndan

Müellifin

Hazîn Münâcâtı

Onikinci Nota: Ey bu notaları dinleyen dostlarım! Biliniz ki, ben hilâf-ı âdet olarak, gizlenmesi lâzım gelen,Rabbime karşı kalbimin tazarru‘ ve niyâzını ve münâcâtını, bazen yazdığımın sebebi, ölüm, dilimi susturduğu

zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesini, rahmet-i İlâhiyeden kabûlünü ricâ etmektir. Evet, kısa bir ömürde, hadsiz günahlarıma keffâret olacak lisânımın tevbe ve nedâmetleri kâfî gelmiyor. Sâbit ve bir derece dâim olan kitabımın lisânı, daha ziyâde o işe yarar.

İşte on sene evvel, dağdağalı bir fırtına-i rûhiye neticesinde, Eski Said’in gülmeleri, Yeni Said’in ağlamalarına inkılâb edeceği hengâmda, gençliğin gaflet uykusundan ihtiyârlık sabahıyla uyandığım bir anda, şu münâcât ve niyâz-ı Arabî yazılmıştır. Türkçe meâli şudur: Ey Rabb-i Rahîmim ve Hâlik-ı Kerîmim! Benim sû’-i ihtiyârımla ömrüm ve gençliğim zâyi‘ olup gitti. O ömür ve gençlik meyvelerinden elimde ancak, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ile ve hacâletli yüzümle kabre yaklaşıyorum. Bilmüşâhede göre göre gāyet sür‘atle ve sağa ve sola inhirâf etmeyerek, ihtiyârsız bir tarzda, vefat eden ahbâb ve akrân ve akāribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum. O kabir, bu dâr-ı fânîden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş ve açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünyâyı, kat‘î bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider, fânîdir ölür.

Ve bilmüşâhede içindeki mevcûdât dahi, birbiri arkasından kāfile kāfile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara, şu dünya çok gaddardır, çok mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.

Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlik-ı Kerîmim! كُلُّ اٰتٍ قَر۪يبٌ sırrıyla, ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda ben, kefenimi