Risale-i Nur
Eserler

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Bu Sikke-i GaybiyeGaybe âit mühür risâlelerini mahremGizli tutuyorduk. Yalnız hâs kardeşlerime mahsûstu. “Ben vefat ettikten sonra neşirYaymaedilsin” demiştim. Fakat zâbıta geldi, adliye hesabına onları sakladığımız yerden çıkardı. İki sene ellerinde kaldı. Üç mahkeme tedkîkDikkatle inceleme ettikten sonra iâde edildi. Bize muhâlif olan gayet nâmahremYabancı, (Evlenilmesi) haram olmayan ler dahi beraber okudular. Bize çok yabânî olan insanlar gördüler. Hem bu iki def‘adır, Isparta Adliyesi’nin eline geçti. Başka risâlelerle beraber almışlardı. Hiçbir i‘tirâz edilmeden geri verildi. Madem umumun nazarBakışına istemediğimiz halde gösterilmiş. Ve madem Risâle-i Nûr’un ehemmiyetini isbat edip şâkirdlerini şevke getiriyor, kuvve-i ma‘neviyeMa‘nevî kuvvet, morallerini ziyâdeleştiriyor; elbette Medresetü’z-Zehrâ erkânİleri gelenler, temel esaslarlarının neşrine karar vermelerine ben de iştirâk ederim. Saîdü’n-Nûrsî

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Evvelen: Leyle-i Kadir’Kadir Geceside kalbe gelen pek uzun ve geniş bir hakîkate, pek kısaca işaret edeceğiz. Şöyle ki: Nev‘-i beşerİnsan nev‘iin, bu son harb-i umûmîde eşedd-i zulmü ve istibdâdBaskıı ile ve merhametsiz tahrîbâtı ile; ve bir düşmanın yüzünden yüzer ma‘sûmu perişan etmesiyle; ve mağlûbların dehşetli me’yûsiyetÜmidsizlikleriyle ve gāliblerin dehşetli telâşlarıyla; ve hâkimiyetlerini muhâfaza etmekten ve büyük tahrîbâtlarını ta‘mîr edememelerinden gelen dehşetli vicdan azablarıyla; hem dünya hayatının bütün bütün fânî ve muvakkat olması ve medeniyet fantaziyelerinin aldatıcı ve uyutucu olması umuma görünmesiyle; ve fıtrat-ı beşeriyeİnsanın kendine hâs yaratılışı deki yüksek isti‘dâdâtBir işi yapmaya ehil olmaların ve mâhiyet-i insaniyeİnsanlığın ne olduğunin umûmî bir sûrette dehşetli yaralanmasıyla; ve ebedperestSonsuzluğa âşık hissiyât-ı bâkiye ve fıtrî aşk-ı insanînin heyecan içinde uyanmasıyla; ve gaflet ve dalâletHaktan sapmain ve en sert, sağır olan tabiatın Kur’ân’ın elmas kılıcı altında parçalanmasıyla; ve gaflet ve dalâletHaktan sapmain en boğucu ve aldatıcı ve en geniş perdesi olan siyâsetin rûy-u zemînYeryüzüde pek çirkin ve pek gaddarâne hakîkî sûreti görünmesiyle, elbette ve elbette hiç şübhe yok ki, şimâlKuzeyde ve garbda ve Amerika’da emâreBelirtileri göründüğüne binâen, nev‘-i beşer,İnsan nev‘i ma‘şûk-u mecâzîHakîkî olmayan fânî sevgilisi olan hayat-ı dünyeviyeyi böyle çirkin ve geçici