Risale-i Nur
Eserler

ONBİRİNCİ LEM‘A

Mirkātü’s-Sünne ve Tiryâk-ı Marazü’l-Bid‘a

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَقَدْ جَٓائَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌ عَلَيْهِ -ilâ âhirihî- Şu âyetin Birinci Makamı, “Minhâcü’s-Sünne”; İkinci Makamı,

“Mirkātü’s-Sünne” dir. فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ Bu iki âyet-i azîmenin yüzer nüktesinden “Onbir nükte”si icmâlenÖzetle beyân edilecek.

Birinci Nükte: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ي عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ي فَلَهُٓ

اَجْرُ مِائَةِ شَه۪يدٍ Yani “Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessükSıkıca tutunma ederse, yüz şehîdin ecrini ve sevabını

kazanabilir.” Evet sünnet-i seniyeye ittibâ‘Tâbi‘ olma etmek, mutlakā gāyet kıymetdardır. Hususan bid‘aDinde yeni îcâdların istîlâsı zamanında sünnet-i seniyeye ittibâ‘Tâbi‘ olma etmek, daha ziyâde kıymetdardır. Bilhassa fesâd-Bozuklukı ümmet zamanında sünnet-i seniyenin küçük bir âdâbına mürââtUyma, gözetme etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir îmânı ihsâsHissettirme ediyor. Doğrudan doğruya sünnet-i seniyeye ittibâ‘Tâbi‘ olma etmek, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hâtıra getiriyor. O ihtârdan, o hâtıra, bir huzûr-u İlâhî hâtırasına inkılâb eder. Hatta en küçük bir muâmelede; hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında sünnet-i seniyeye mürââtUyma, gözetme ettiği dakikada, o âdî muâmele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibâdet ve şer‘î bir hareket oluyor. Çünki o âdî hareketiyle Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibâTâbi‘ olmaı düşünür ve şerîatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şerîatın sâhibi, o olduğu hâtırına gelir. Ve ondan Şâri‘-Kanun koyucui Hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’a kalbi müteveccihYönelik olur, bir nevi‘ huzûr ve ibâdet kazanır. İşte bu sırra binâen, sünnet-i seniyeye ittibâTâbi‘ olmaı kendine âdet eden, âdâtını ibâdete çevirir, bütün ömrünü semeredârMeyveli ve sevabdâr yapabilir.

İkinci Nükte: İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî(ra) demiş ki: “Ben seyr-i rûhânîde kat‘-ı merâtibMertebeleri geçme ederken, tabakāt-ı evliyâ içinde en parlağını

ve en haşmetlisini ve en letâfetlisini ve en emniyetlisini, sünnet-i seniyeye ittibâTâbi‘ olmaı, esâs-ı tarîkat ittihâzEdinme edenleri gördüm. Hatta o tabakanın âmî evliyâları, sâir tabakātın hâs velîlerinden daha muhteşem görünüyordu!” Evet Müceddid-i Elf-i Sânî İmâm-ı Rabbânî(ra) hak söylüyor. Sünnet-i seniyeyi esas tutan, Habîbullâh’Allah’ın sevgilisi ın zıllGölgei altında makam-ı mahbûbiyete mazhardır.