Risale-i Nur
Eserler

YİRMİSEKİZİNCİ LEM‘A

Eskişehir Hapishânesi’nde ihtilâtKaynaşma, karışmatan ve konuşmaktan memnû‘Yasaklanmış olduğum zamanda, karşımdaki kardeşlerime teselli için yazdığımkısacık fıkraKısa yazıların bir kısmıdır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Hapsin bir latîf hâtırasıdır ki; Risâle-i Nûr gizlenir, fakat sönmez ve söndürülmez. Bir âlem-i ma‘nâda Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallâhü Anh’ın ilminden sordum:“ اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْط۪يرًا demişsin, muradın nedir?” Dedi: “( عُجْمٍ ) yani, hecevârî, terkîbBirleştirerek yapmasiz ve vakıfKur’ân’daki durak yerilarda olduğu gibi rakamvârî, şekilsiz harflerdir ki, latinî hurûfudur. LâdînîDinsizlik zamanında taammümUmûmîleşme eder.” Hem sonra sordum: “Ercûze’nde benden bahsedip ‘Kendini muhâfaza et!’ demişsin. Hem tam vaktinde emrinizi gördük. Fakat maatteessüf kendimizi muhâfaza edemedik. Bu belâya düştük. Şahsımdan binler def‘a daha ehemmiyetli olan Risâle-i Nûr’dan bahsin ve işârâtın yok mu?” dedim. Dedi: “Yalnız işaret değil, belki Celcelûtiyemdetasrîh ediyorum.”

Mütebâkî kısmı, Sikke-i Tasdîk-i Gaybî Mecmûası’nda 119. sahîfeden 131. sahîfeye kadar yazıldığı için burada dercİçine koyma edilmemiştir.

Büyük bir âyetin küçük bir nüktesidir.

Sadâkatte nâmdâr,Ünlü safvet-i kalbde mümtâzSeçkin Süleyman Rüşdü ile bir muhâvere-Karşılıklı konuşmai latîfe: Şöyle ki; güz mevsiminde, sineklerin terhîsât zamanına yakın bir vakitte hodgâmBencil insanlar, cüz’î tâ‘cîzleri olan sinekleri itlâfTelef etme etmek üzere odamıza ilaç isti‘mâl ettiler. Benim fazla rikkatAcımaime dokunmuştu. Odamda çamaşır ipi vardı. Bil’âhire, o insanların inâdına sinekler daha ziyâde çoğaldılar. Akşam vaktinde, o küçücük kuşlar, o ip üstünde gāyet muntazam diziliyorlardı. Çamaşırları sermek için Rüşdü’ye dedim: “Bu küçücük kuşlara ilişme. Başka yere ser.” O da kemâl-i ciddiyetle: “Bu ip bize lâzımdır. Sinekler başka yerde kendilerine yer bulsunlar” dedi. Her ne ise... Bu latîfe münâsebetiyle, seher vaktinde, sinek ve karınca gibi kesretli küçük hayvanlardan bahis açıldı. Ona dedim ki: “Böyle, nüshaKopyaları çoğalan nev‘lerin ehemmiyetli vazîfeleri ve kıymetleri var.” Evet, bir kitabın