Risale-i Nur
Eserler

Yani kemâl-Mükemmelliki hikmetini ve çok esmâsının cilvelerini göstermek gibi çok dakîkİnce hikmetler için, kâinâtın anâsırından bir kısım mevcûdâtı inşâ ediyor. Her emrine tâbi‘ olan zerrâtları ve maddeleri, rezzâkıyetÇokça rızık verme kanunu ile onlara gönderir ve onlarda çalıştırır.

Evet Kādir-i MutlakNihâyetsiz kudret sâhibi (Allah)’ın iki tarzda hem ibdâ‘, hem inşâ sûretinde îcâdı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek; en kolay, en suhûletKolaylık  li ve belki dâimî ve umûmî bir kanunudur. Bir baharda, üç yüz bin envâ‘-ı zîhayatCanlı türleri mahlûkātın şekillerini, sıfatlarını, belki zerrâtlarından başka bütün keyfiyâtBir şeyin bütün vaziyeti ve ahvâllerini hiçten var eden bir kudrete karşı, “yoğu var edemez” diyen adam, yok olmalı! Tabiatı bırakan ve hakîkate geçen zât diyor ki, “Cenâb-ı Hakk’a zerrât adedince şükür ve hamd ü senâÖvme   ediyorum ki, kemâl-Mükemmelliki îmânı kazandım, evhâm ve dalâletlerden kurtuldum; ve hiçbir şübhem de kalmadı.”

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰي د۪ينِ الْأِسْلَامِ وَ كَمَالِ الْأ۪يمَانِ

سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

YİRMİDÖRDÜNCÜ LEM‘A TesettürÖrtünme hakkındadır.

Onbeşinci Nota’nın İkinci ve Üçüncü Mes’eleleri iken, ehemmiyetine binâen Yirmidördüncü Lem‘a olmuştur.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّ -ilâ âhirihî- âyeti, tesettürÖrtünmeü emrediyor.

Medeniyet-i sefîhBeyinsizce haramlara dalane ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhâlif gidiyor. TesettürÖrtünmeü, fıtrîHususî yaratılış îcâbı görmüyor, “Bir esârettir” diyor? (Hâşiye)

_________________________________

Hâşiye: Mahkemeye karşı yazılan ve mahkemeyi susturan lâyiha-i temyîzTemyîz dilekçesiin müdâfaâtından bir parçadır:Ben de adliyenin mahkemesine derim ki, bin üç yüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların hayat-ı ictimâiyelerinde en kudsî ve hakîkatli bir düstûr-u İlâhîyi, üç yüz elli bin tefsîrin tasdîklerine ve ittifâklarına istinâdenDayanarak ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdadımızın i‘tikādlarına iktidâenUyarak tefsîr eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, rû-yu zemînde adâlet varsa, elbette o kararı red ve bu hükmü nakzBozmaedecektir.