Risale-i Nur
Eserler

kendi sözünün haklı çıktığına tarafdâr olup, kendi haklı çıktığına sevinse; ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insâfsızdır. Hem zarar eder. Çünki haklı çıktığı vakit, o münâzarada bilmediği bir şeyi öğrenmiyor, gurur ihtimâliyle zarar edebilir. Eğer hak hasmının elinde çıksa; zararsız, bilmediği bir mes’eleyi öğrenip, menfaatdâr olur, nefsin gururundan kurtulur. Demek insâflı hakperest, hakkın hâtırı için nefsinin hâtırını kırar. Hasmının elinde hakkı görse, yine rızâ ile kabûl edip, tarafdâr çıkar, memnun olur.” İşte bu düstûru ehl-i dîn, ehl-i hakîkat, ehl-i tarîkat, ehl-i ilim kendilerine rehber ittihâzEdinme etseler, ihlâsı kazanırlar. Vazîfe-i uhreviÂhirete âityelerinde muvaffak olurlar. Ve bu fecî‘ sukūttan ve musîbet-i hâzıradan rahmet-i İlâhiye ile kurtulurlar.

سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

YİRMİBİRİNCİ LEM‘AParıltı   İhlâs hakkındadır.

Onyedinci Lem‘a’Parıltı  nın Onyedinci Nota’sının yedi mes’elesinden Dördüncü Mes’elesi iken, ihlâs münâsebetiyle Yirminci Lem‘a’Parıltı  nın İkinci Noktası oldu. Nûrâniyetine binâen Yirmibirinci Lem‘aParıltı   olarak Lemeât’a girdi. Bu lem‘a,Parıltı   lâakalEn az on beş günde bir def‘a okunmalıdır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ  وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ  قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهٰا  وَ قَدْ خَابَ

مَنْ دَسّٰيهَا  وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلاً 

Ey âhiret kardeşlerim! Ve ey hizmet-i Kur’âniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz! Bu dünyada, hususan uhrevîÂhirete âit hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbûl bir şefâatAf için vesîle olma    çi, en metînDayanıklı bir nokta-i istinâd, en kısa bir tarîk-i hakîkat, en makbûl bir duâ-yı ma‘nevî, en kerâmetli bir vesîle-i makāsıd,Maksadlar en yüksek bir haslet,Huy en sâfî bir ubûdiyet,Kulluk ihlâstır. Madem ihlâsta mezkûrBahsi geçen hâssaÖzellik, hususiyetlar gibi çok nûrlar var ve çok kuvvetler var. Ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukābilinde ve şiddetli tazyîkātSıkıştırmalar karşısında ve savletSaldırmali bid‘aDinde yeni îcâdlar ve dalâletHaktan sapmaler içerisinde, bizler gāyet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gāyet ağır ve büyük ve umûmî ve kudsîMukaddes bir vazîfe-i îmâniye ve hizmet-i Kur’âniye, omuzumuza ihsân-ı İlâhî tarafından konulmuştur. Elbette herkesten ziyâde bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya mecbûr ve mükellefYükümlü iz.