Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Cây-ı hayret ve medâr-ı ibret bir tevâfukBirbirine denk gelme: Bu İktisâd Risâlesi’ni, üçü acemi olarak beş altı ayrı ayrı müstensihBir yazıdan örnek çoğaltan , ayrı ayrı yerde, ayrı ayrı nüshalardan yazıp; birbirinden uzak, hatları birbirinden ayrı, hiç elifleri düşünmeyerek yazdıkları herbir nüshanın elifleri; duâsız elli bir, duâ ile beraber elli üçte tevâfukBirbirine denk gelme etmekle beraber, İktisâd Risâlesi’nin târîh-i te’lîfEser yazma ve istinsâhıNüsha çoğaltma olan Rûmîce elli bir ve Arabî elli üç târihine tevâfukBirbirine denk gelmeu ise, şübhesiz tesâdüf olamaz. İktisâddaki bereketin kerâmet derecesine çıktığına bir işarettir. Ve bu seneye, “sene-i iktisâd” tesmiyesiİsimlendirme lâyıktır. Evet, zaman iki sene sonra bu kerâmet-i iktisâdiyeyi, ikinci harb-i umûmîde, her taraftaki açlık ve tahrîbât ve isrâfâtla ve nev‘-i beşer ve herkes iktisâda mecbûr olmasıyla isbat etti.

YİRMİNCİ LEM‘A

İhlâs hakkındadır.

Onyedinci Lem‘a’nın Onyedinci Notası’nın beş noktadan ibâret olan İkinci Mes’elesi’nin Birinci Noktası iken, ehemmiyetine binâen Yirminci Lem‘a oldu.

Tenbîh: Bu mübârek Isparta’nın medâr-ı şükrân bir hüsn-ü tâliidir ki, ondaki ehl-i takvâ ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilminsâir yerlere nisbeten rekābetkârâne ihtilâfları görünmüyor. Gerçi lâzım olan hakîkî muhabbet ve ittifâk yoksa da,

zararlı muhâlefet ve rekābet de başka yerlere nisbeten yoktur. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَ  اَلَا لِلّٰهِ الدّ۪ينُ الْخَالِصُ âyetiyle هَلَكَ النَّاسُ اِلَّا الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ اِلَّا الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ اِلَّاالْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰي خَطَرٍ عَظ۪يمٍ -ev kemâ kāl- Hadîs-i şerîfi, ikisi de ihlâs, İslâmiyet’te ne kadar mühim bir esas olduğunu gösteriyorlar. Bu ihlâs mes’elesinin hadsiz nüktelerinden; yalnız beş noktayı muhtasaranKısaca beyân edeceğiz.

Birinci Nokta: Mühim ve müdhiş bir suâl: Neden ehl-i dünyâ ve ehl-i gaflet, hatta ehl-i dalâlet ve ehl-i nifâk,