Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

o Bâkî’ye müteveccih olup gitmektir. Lisânı يَا بَاق۪ٓي اَنْتَ الْبَاق۪ي dediği gibi; kalbi, ruhu, aklı ve bütün letâifiÇok ince duygular de هُوَالْبَاق۪ي، هُوَالْاَزَلِيُّ الْأَبَدُ، هُوَالسَّرْمَدِيُّ، هُوَالدّٓائِمُ، هُوَالْمَطْلُوبُ، هُوَالْمَحْبُوبُ، هُوَالْمَقْصُودُ، هُوَالْمَعْبُودُ demeli.

سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

رَبَّنَا لَاتُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا

DÖRDÜNCÜ LEM‘A

Minhâcü’s-Sünne

Minhâcü’s-Sünne, bu lem‘aya lâyık görülmüştür.

Mes’ele-i imâmet, bir mes’ele-i fer‘iyeEsasa âit olmayan olduğu halde, ziyâde ehemmiyet verildiğinden bir mes’ele-i îmâniye sırasına girip, ilm-i kelâmda ve usûlü’d-dîndeKelâm ilmi medâr-ı nazar olduğu cihetle, Kur’ân’a ve îmâna âit hizmet-i esâsiyemize münâsebeti bulunduğundan cüz’îHususî, pek az olarak bahsedildi.


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُفٌ رَح۪يمٌ 

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ 

قُلْ لَٓا اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰي 

Şu âyet-i azîmelerinBüyük çok hakāik-i azîmelerinBüyükden bir iki hakîkatine “iki makamla” işaret edeceğiz. Birinci Makam: “Dört nükteİnce ma‘nâ”dir.


Birinci Nükteİnce ma‘nâ: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ümmetine karşı kemâl-i şefkat ve merhametini ifade ediyor. Evet, rivâyet-i sahîhada vardır ki: Mahşerin dehşetinden herkes, hatta enbiyâlarPeygamberler dahi (نَفْس۪ي نَفْس۪ي) dedikleri zaman, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, (اُمَّت۪ي اُمَّت۪ي) diye re’fetMerhamet ve şefkatini göstereceği gibi, yeni dünyaya geldiği zaman ehl-i keşfin tasdîkiyle, vâlidesi onun münâcâtındaYakarış (اُمَّت۪ي اُمَّت۪ي) dediğini işitmiş. Hem bütün târîh-i hayatı ve neşrettiği şefkatkârâne mekârim-i ahlâkı, kemâl-i şefkat ve re’fetMerhametini gösterdiği gibi; ümmetinin hadsiz salavâtına