Risale-i Nur
Eserler

aldığı gibi, hadsiz cihetlerle de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış. Ve o makine-i insaniyede yüzer âlet var. Herbirinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazîfesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır. Âdetâ insan-ı ekberEn büyük olan âlemde tecellîGörünme eden bütün esmâ-yı İlâhiye, bir âlem-i asgarEn küçük  olan insanda dahi tecellîGörünme ediyor. Ve insanda o esmânın umumiyetle cilveleri var. Bunda sıhhat, âfiyet ve lezâiz gibi nâfi‘Faydalı emirler, nasıl şükrü dedirtir ve o makineyi çok cihetlerle vazîfelerine sevkeder ve insan da bir şükür fabrikası gibi olur, öyle de musibetlerle, hastalıklarla, âlâm ile, sâir müheyyicHeyecanlandıran ve muharrikHarekete getiren ârızalarla o makinenin diğer çarklarını harekete getirir, tehyîcHeyecanlandırma eder. Mâhiyet-i insaniyede mündericİçine konmuş olan acz ve za‘f ve fakr ma‘denini işlettirir. Bir lisân ile değil, belki herbir a‘zânın lisânıyla bir ilticâ, bir istimdâdYardım isteme vaz‘iyetini verir. Güya insan, o ârızalarla, ayrı ayrı binler kalemi tazammunİçine alma eden müteharrikHareketli bir kalem olur. Sahîfe-i hayatında veyahud levh-i misâlîde mukadderât-(Kaderde) takdîr olunanları hayatını yazar, esmâ-yı İlâhiyeye bir i‘lânnâme yapar ve bir kasîde-i manzûme-i Sübhâniye hükmüne geçip, vazîfe-i fıtratını îfâ eder.

ÜÇÜNCÜ LEM‘A


Bu lem‘aya bir derece his ve zevk karışmıştır. His ve zevkin coşkunlukları ise, aklın düstûrAna kāidelarını ve fikrin mîzânÖlçülarını çok dinlemediklerinden ve mürââtUyma, gözetme etmediklerinden, bu Üçüncü Lem‘a mantık mîzânÖlçülarıyla tartılmamalı.


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

كُلُّ شَئٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

âyetinin meâlini ifade eden, يَا بَاق۪ٓي اَنْتَ الْبَاق۪ي  يَا بَاق۪ٓي اَنْتَ الْبَاق۪ي kelâmının iki cümlesi, mühim iki hakîkati ifade ediyorlar. Ondandır ki, Nakşîlerin rüesâReislersından bir kısmı, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-Belirli zikirleri okumai mahsûsa yapıp, muhtasarKısa  bir hatme-Belirli zikirleri okumai Nakşiye hükmünde tutuyorlar. Madem o azîm âyetin meâlini, bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakîkat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyânAçıklama edeceğiz.