Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

tesânüdüyle ve o hey’etin telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenâsübüyle birbirine yardım etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassublarından âzâde olarak tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı ma‘nevîde bulunur. İşte Kur’ân’ı, ancak böyle bir şahs-ı ma‘nevî tefsîr edebilir.

Çünki “Cüz’de bulunmayan, küllde bulunur” kaidesine binâen, her ferdde bulunmayan bu gibi şartlar, hey’ette bulunur. Böyle bir hey’etin zuhûrunu çoktan beri bekliyorken, hiss-i kablelvukū‘ kabîlindenolarak, memleketi yıkıp yakacak büyük bir zelzelenin arefesinde bulunduğumuz zihne geldi. (Hâşiye-1) “Bir şey tamamıyla elde edilemediği takdîrde, o şeyi tamamıyla terk etmek câiz değildir” kaidesine binâen, acz ve kusurumla beraber, Kur’ân’ın bazı hakîkatleriyle, nazmındaki i‘câzına dâir bazı işaretleri tek başıma kaydetmeye başladım. Fakat birinci harb-i umûmînin patlamasıyla Erzurum’un, Pasinler’in dağlarına ve derelerine düştük. O kıyâmetlerde, o dağlar ve tepelerde fırsat buldukça, kalbime gelenleri birbirine uymayan ibârelerle, o dehşetli ve muhtelif hâllerde yazıyordum.

O zamanlarda, o gibi yerlerde mürâcaat edilecek tefsîrlerin, kitapların bulunması mümkün olmadığından, yazdıklarım, yalnız sünûhât-ı kalbiyemden ibâret kaldı. Şu sünûhâtım, eğer tefsîrlere muvâfık ise, nûrun alâ nûr; şâyet muhâlif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir. Evet, tashîhe muhtaç yerleri vardır. Fakat hatt-ı harbde, büyük bir ihlâs ile, şehîdler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibârelerin tebdîline -şehîdlerin kan ve elbiselerinin tebdîline cevaz verilmediği gibi- cevaz veremedim. Ve kalbim râzı olmadı. Şimdi de râzı değildir. Çünki o zamandaki ihlâs ve hulûsuşimdi bulamıyorum. (Hâşiye-2)

_________________________________

Hâşiye-1: Evet, Van’da Horhor Medresemizin damında esnâ-yı derste büyük bir zelzelenin gelmekte olduğunu söyledi. Hakîkaten söylediği gibi, az bir zaman sonra harb-i umûmî başladı. Hamza, Mehmed Şefîk, Mehmed Mihrî

Hâşiye-2: Yeni Saîd, Risâle-i Nûr’daki hakîkî ihlâs ile yine o ihlâsı buldu. Yeni Saîd, aynı ihlâs ile baktı, tashîh yerini bulamadı. Demek sünûhât-ı Kur’âniye oldu­ğun­dan, i‘câz-ı Kur’âniye onu yanlışlardan himâye etmiş. Nûr Talebeleri_________________________________