Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

عِبَارَاتُنَا شَتّٰي وَ حُسْنُكَ وَاحِدٌ وَ كُلٌّ اِلٰي ذَاكَ الْجَمَالِ يُش۪يرُ Yani “İbârelerimiz ayrı ayrı ise de, hüsnün birdir. Hepsi de o hüsne işaret ediyorlar.”

İkinci Misâl: الٓمٓ  ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ف۪يهِ هُدًي لِلْمُتَّق۪ينَ olan âyet-i kerîmedir. Bu âyette maksad-ı esâs, Kur’ân’ın yüksekliğini göstermektir. Ve bu maksadı takviye eden الٓمٓ  ذٰلِكِ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ف۪يهِ kayıdlarıdır. Evet, bu kayıdlar, istinâd ettikleri pek ince ve gizli delillerine işaret etmekle beraber, o maksadın takviyesine koşuyorlar.

Ezcümle: ( الٓمٓ ) kasem olduğu cihetle, Kur’ân’ın azametine; ve altında müstetir gizli o mezkûr letâif cihetiyle de da‘vânın isbatına işaret eder. Ve kezâ ( ذٰلِكَ ) zât ile sıfatı gösteren bir işaret olduğu i‘tibâriyle hem Kur’ân’ın azametine, hem azameti isbat eden sıfât-ı kemâliyeye işaret eder. Ve kezâ ( ذٰلِكَ ) işâret-i hissiyeye mahsûs iken işâret-i akliyede kullanılması, ta‘zîm ve ehemmiyeti ifade ettiği gibi, ma‘kūl olan Kur’ân’ı mahsûs suretinde göstermesi, Kur’ân’ı ezhân ve enzârın nazar-ı dikkatine arz etmekle, tesettürü îcâb eden hile, za‘fiyet ve sâir çirkin şeylerden münezzeh olduğunu izhâr ve i‘tirâf ettirmektir. Ve kezâ ذٰلِكَ ’nin ( ل ) vâsıtasıyla ifade ettiği bu‘d, Kur’ân’ın kemâline delâlet eden ulüvv-ü rütbesine işarettir. Ve kezâ اَلْكِتَابُ ’deki ( ال ) hasr-ı örfîyi ifade ettiğinden, Kur’ân’ın azametine ve başka kitapların mehâsinini cem‘ etmekle onların fevkınde olduğuna işarettir. Ve kezâ ( كِتَابُ ) ta‘bîri, ehl-i kırâat ve kitabetten olmayan bir ümmînin mahsûlü olmadığına işarettir.

Ve kezâ لَا رَيْبَ ف۪يهِ zamirinin her iki ihtimâline binâen Kur’ân’ın kemâlini isbat veya te’kîd eder. Ve kezâ istiğrâkı ifade eden ( لَا ) Kur’ân’ın her köşesinde rekz ve her yerinde zikredilen deliller, burhânlar hücuma gelen şekk veşübheleri def‘ ile, Kur’ân’ın o gibi lekelerden münezzeh olduğunu i‘lân eder. Ve lisân-ı hâliyle şu şiiri okutur. وَ كَمْ مِنْ عَآئِبٍ قَوْلاً صَح۪يحًا وَ اٰفَتُهُ مِنَ الْفَهْمِ السَّق۪يمِ Yani, “Kur’ân’da ta‘yîb edilecek hiçbir noktayoktur. Kur’ân gibi sahîh kavilleri ta‘yîb etmek, ancak fehimlerin sekāmetinden ileri geliyor.”