Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Evet, Kur’ân-ı Azîmüşşân, o kıssa-ı meşhûreyi gümüş iken, yed-i beyzâsına alarak altın şekline ifrâğıyla, öyle bir nakş-ı belâgate mazhar etmiştir ki, bütün ehl-i belâgat, onun belâgatine hayran olmuşlar, secdeye varmışlardır.

Ve kezâ teyemmün, teberrük ve istiâne gibi çok vecihleri hâvî olan; ve tevhîd ve tenzîh ve senâ, celâl ve cemâl ve ihsân gibi çok makamları tazammun eden; ve tevhîd ve nübüvvet, haşir ve adâlet gibi makāsıd-ı erbaaya işaret eden Besmele, zikredilen yerlerin her birisinde bu vecihlerden, bu makamlardan biri i‘tibâriyle zikredilmiş ve edilmektedir. Maahâzâ, hangi sûrede tekerrür varsa, o sûrenin ruhuyla münâsib olan bir vecih bizzât kasdedilmekle, öteki vecihlerin istitrâdî ve tebeî zikirleri, belâgate münâfî değildir.

( الٓمٓ ) Sûrelerin başlarında bulunan hurûf-u mukattaaya âit îzâhâtı “Dört Mebhas”da zikredeceğiz.

Birinci Mebhas: ( الٓمٓ ) ile, sûrelerin evvellerinde bulunan hurûf-u mukattaadan teneffüs eden i‘câz hakkındadır. İ‘câz, inci gibi incecik letâif-i belâgatin parıltılarının imtizâc ve ictimâından tecellî eden bir nûrdur. Bu mebhasda, bu nûru birkaç letâif zımnında îzâh etmekle parlatacağız. Fakat her bir latîfe ince veziyâsı az ise de, letâifin hey’et-i mecmûasından hâsıl olan tam bir ziyâ ile fecr-i sâdık çıkacaktır.

1- Hece harflerinin adedi -elif-i sâkine hâriç kalmak şartıyla- yirmi sekiz harftir. Kur’ân-ı Azîmüşşân, sûrelerin başında bu harflerin yarısını zikretmiş, yarısını da terk etmiştir. 2- Kur’ân’ın almış olduğu nısıf, terk ettiği nısıftan daha ziyâde kesîrü’l-isti‘mâldir. 3- Kur’ân, sûrelerin başında zikrettiği kısım içinde lisân üzerine daha suhûletli olan elif, lâm'ı çok tekrar etmiştir.

4- Kur’ân, aldığı harfleri, hece harflerinin adedince sûrelere tevzî‘ etmiştir.