Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

göre, (Hâşiye) mu‘cizât-ı Enbiyâdan iki gaye ve hikmet ta‘kîb edilmiştir: Birisi: Nübüvvetlerini halka tasdîk ve kabul ettirmektir.

İkincisi: Terakkıyât-ı maddiye için lâzım olan örnekleri nev‘-i beşere göstererek, o mu‘cizelerin benzerlerini meydana getirmek için nev‘-i beşeri teşvîk ve teşcî‘ etmektir. Sanki Kur’ân-ı Kerîm, Enbiyâ'nın kıssaları ve hikâye­­leriyle terakkıyâtın esaslarına ve temellerine parmakla işaret ederek, “Ey beşer! Şu gördüğün mu‘cizeler, bir takım örnekler ve numûnelerdir. Telâhuk-u efkârınızla, çalışmalarınızla şu örneklerin emsâllerini yapacaksınız” diye ihtâr etmiştir.

Evet, mâzî, istikbâlin aynasıdır. İstikbâlde vücûda gelecek îcâdlar, mâzîde kurulan esaslar ve temeller üzerine bina edilir. Şu terakkıyât-ı hâzıra, tamamıyla dinlerden alınan işaretlerden ve mu‘cizelerden hâsıl olan ilhâmlar üzerine vücûda gelmişlerdir. Birincisi: Saat ve sefînenin ilk îcâdı, mu‘cize eliyle beşere verilmiştir. İkincisi: Kâinâtın ihtivâ ettiği bütün nev‘lerin isimlerini, sıfatlarını, hâssalarını beyân zımnında beşerin telâhuk-u efkârıyla meydana gelen binlerle fünûn sâyesinde, insan وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَهَا âyetiyle işaret edilen Hazret-i Âdem’in (as) mu‘cizesine mazhar olmuştur. Üçüncüsü: Bütün san‘atların medârı olan demirin yumuşatılıp kullanılması sâyesinde îcâd edilen bu kadar terakkıyâtla nev‘-i insan, وَ وَ اَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَ âyetiyle işaret edilen Hazret-i Davud’un (as) mu‘cizesine mazhardır. Dördüncüsü: Yine telâhuk-u efkâr ile îcâd edilen tayyâre gibi terakkıyât-ı havaiye sâyesinde nev‘-i beşer غُدُوُّهَاشَهْرٌ وَ رَوَاحُهَا شَهْرٌ âyetiyle sür‘ati beyân edilen Hazret-i Süleymân’ın (as) mu‘cizesine mazhardır. _________________________________Hâşiye: Eğer müellifin tenzîlin nazmından çıkardığı letâifte şübhen varsa, ben derim ki, İbnü’l-Fârıd kitabından tefe’ül ettik, şu beyit çıktı: كَاَنَّ الْكِرَامَ الْكَاتِب۪ينَ تَنَزَّلُوا عَلٰي قَلْبِه۪ وَحْيًا بِمَا ف۪ي صَح۪يفَةٍ Habîb