Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Meselâ, kuvve-i şeheviyenin tefrît mertebesi humûd­dur ki, ne helâle ve ne harama şehveti, bir iştihâsı yoktur. İfrât mertebesi fücûrdur ki, nâmusları ve ırzları pây-i mâl etmek iştihâsında olur. Vasat mertebesi ise iffettir ki, helâline şehveti var, harama yoktur. İhtâr: Kuvve-i şeheviyenin yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi fürûâtında da bu üç mertebe mevcûddur.

Ve kezâ, kuvve-i gadabiyenin tefrît mertebesi cebânettir ki, korkulmayan şeylerden bile korkar. İfrât mertebesi tehevvürdür ki, ne maddî ve ne ma‘nevî hiçbir şeyden korkmaz. Bütün istibdâdlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsûlüdür. Vasat mertebesi ise şecâattir ki, hukuk-u dîniye ve dünyeviyesi için canını fedâ eder, meşrû‘ olmayan şeylere karışmaz.

İhtâr: Bu kuvve-i gadabiyenin fürûâ­tında da şu üç mertebenin yeri vardır.

Ve kezâ, kuvve-i akliyenin tefrît mertebesi gabâvet­tir ki, hiçbir şeyden haberi olmaz. İfrât mertebesi cerbezedir ki, hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde göstermeye kadar hileli ve aldatıcı bir zekâya mâlik olur. Vasat mertebesi ise hikmettir ki, hakkı hak bilir, imtisâl eder. Bâtılı bâtıl bilir, ictinâb eder. وَمَنْ يُؤْتيَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِيَ خَيْرًا كَث۪يرًا

İhtâr: Bu kuvvetin şu üç mertebeye inkısâmı gibi, fürûâtı da o üç mertebeyi hâvîdir. Meselâ, halk-ı ef‘âl mes’elesinde Cebir Mezhebi ifrâttır ki, bütün bütün insanı mahrum eder. İ‘tizâl Mezhebi de tefrîttir ki, te’sîri insana verir. Ehl-i Sünnet Mezhebi vasattır. Çünki bu mezheb, beyne-beynedir ki, o fiillerin bidâyetini irâde-i cüz’iyeye, nihâyetini irâde-i külliyeye veriyor. Ve kezâ, i‘tikādda da ta‘tîl ifrâttır, teşbîh tefrîttir, tevhîd vasattır.

Hulâsa şu dokuz mertebenin altısı zulümdür, üçü adl ve adâlettir. Sırât-ı müstakîmden murad, şu üç mertebedir.