Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Evet, Cenâb-ı Hakk müsebbebâtı esbâba bağlamakla, intizâmı te’mîn eden bir nizâmı kâinâtta vaz‘ etmiş. Ve her şeyi o nizâma mürâât etmeye ve o nizâmla kalmaya tevcîh etmiştir. Ve bilhassa insanı da, o dâire-i esbâba mürâât etmekle ve merbût olmakla mükellef kılmıştır. Her ne kadar dünyada dâire-i esbâb dâire-i i‘tikāda gālib ise de, âhirette hakāik-i i‘tikādiye tamamen tecellî etmekle, dâire-i esbâba galebe edecektir. Buna binâen, bu dâirelerin her birisi için ayrı ayrı makamlar, ayrı ayrı hükümler vardır. Ve her makamın iktizâ ettiği hükme göre hareket lâzımdır. Aksi takdîrde, dâire-i esbâbda iken tabiatıyla, vehmiyle, hayâliyle dâire-i i‘tikāda bakan, Mu‘tezile olur ki, te’sîri esbâba verir. Ve kezâ dâire-i i‘tikādda iken ruhuyla, îmânıyla dâire-i esbâba bakan da, esbâba kıymet vermeyerek Cebriye Mezhebi gibi tenbelcesine bir tevekkül ile nizâm-ı âleme muhâlefet eder.

( ك ) ( اِيَّاكَ نَعْبُدُ ) zamirinde iki nükte vardır. Birincisi: Mâkablinde zikredilen sıfât-ı kemâliyenin ( ك ) zamirinde müstetir ve mutazammın olduğuna işarettir. Çünki o sıfatların birer birer ta‘dâdından hâsıl olan büyük bir şevk ile, gaybdan hitâba, yani ism-i zâhirden şu ( ك ) zamirine iltifât ve intikāl olmuştur. Demek ( ك ) zamirinin mercii, geçen sıfât-ı kemâliye ile mevsûf olan zâttır.

İkincisi: Elfâz okunurken ma‘nâlarını düşünmek, belâgat mezhebinde vâcib olduğuna işarettir. Çünki ma‘nâlar düşünülürse, nâzil olduğu gibi okunur. Ve o okuyuş tabiatıyla, zevkiyle hitâba incirâr eder. Hatta اِيَّاكَ نَعْبُدُ ’yü okuyan adam, sanki اُعْبُدْ رَبَّكَ كَاَنَّكَ تَرَاهُ cümlesindeki emre imtisâlen okuyor gibi olur. Cem‘-i sîgasıyla zikredilen ( نَعْبُدُ )’deki zamir üç tâifeye işarettir. Birincisi: İnsanın vücûdundaki bütün a‘zâ ve zerrâta râci‘dir ki, bu i‘tibârla şükr-ü örfîyi edâ etmiş olur. İkincisi: Bütün ehl-i tevhîdin cemâatlerine âittir. Bu cihetle şerîata itâat etmiş olur. Üçüncüsü: Kâinâtın ihtivâ ettiği mevcûdâta işarettir.