Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Şu meyillerin iktizâsı üzerine, yiyecek ve giyecek ve sâir hâcetlerini, istediği gibi güzel bir şekilde tedârik etmek için, insanın çok san‘atlara ihtiyacı vardır. Ve o san‘atlara vukūfu olmadığından, ebnâ-yı cinsiyle teşrîk-i mesâî etmeye mec­bûrdur. Ve her birisi, semere-i sa‘yiyle arkadaşına mübâdele suretiyle yardımda bulunsun ki, bu sâyede ihtiyaçlarını tesviye edebilsinler. Fakat insandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye Sâni’ tarafından tahdîd edilmediğinden veinsanın cüz’-i ihtiyârîsiyle terakkîsini te’mîn etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muâmelâtta zulüm ve tecâvüzler vukūa gelir. Bu tecâvüzleri önlemek için, cemâat-i insaniye, çalışmalarının semerelerini mübâdele etmekte adâlete muhtaçtır. Lâkin her ferdin aklı, adâleti idrâkten âciz olduğundan, küllî bir akla ihtiyaç vardır ki, ferdler, o küllî akıldan istifâde etsinler. Öyle küllî bir akıl, ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun, ancak şerîattır.

Sonra, o şerîatın te’sîrini, icrâsını, tatbîkini te’mîn edecek bir merci‘ ve bir sâhib lâzımdır. O merci‘ ve o sâhib de, ancak peygamberdir.

Peygamber olan zâtın da, zâhiren ve bâtınen halka olan hâkimiyetini devam ettirmek için, maddî ve ma‘nevî bir ulviyete ve bir imtiyâza ihtiyacı olduğu gibi, Hâlık ile olan derece-i münâsebet ve alâkasını göstermek için de bir delile ihtiyacı vardır. Böyle bir delil de, ancak mu‘cizelerdir. Sonra, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine ve nehiylerine itâat ve inkıyâdı te’sîs ve te’mîn etmek için, Sâni‘in azametini zihinlerde tesbît etmeye ihtiyaç vardır. Bu tesbît de, ancak akāid ile, yani ahkâm-ı îmâniyenin tecellîsiyle olur. Ahkâm-ı îmâniyenin takviye ve inkişâf ettirilmesi de, ancak tekerrür ile teceddüd eden ibâdetle olur.

İkincisi: İbâdet, fikirleri Sâni‘-i Hakîm’e çevirtmek içindir. Abdin Sâni‘-i Hakîm’e olan teveccühü, itâat ve inkıyâdını intâc eder. İtâat ve inkıyâd ise, abdi intizâm-ı ekmel altına idhâl eder. Abdin intizâm altına girmesiyle ve nizâma ittibâ‘ etmesiyle, hikmetin sırrı tahakkuk eder. Hikmet ise, kâinât sahîfelerinde parlayan san‘at nakışlarından tebârüz eder.