Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

وَ اِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, sıddîk kardeşlerim,

Şimdiye kadar gizli münâfıklar Risâle-i Nûr’a, kanun ile ve adliye ile ve âsâyiş ve idare noktasında hükûmetin bazı erkânını iğfâl edip tecâvüz ediyorlardı. Biz müsbet hareket ettiğimiz için, mecbûriyet olduğu zaman tedâfüî vaz‘iyetinde idik. Şimdi planları akîm kaldı. Bil’akis tecâvüzleri Risâle-i Nûr’un dâiresini genişlendirdi. Bu def‘a yeni hurûfla Asâ-yı Mûsâ’yı tab‘ etmek niyetimiz ve ihtiyârımız olmadığı halde, tecâvüz vaz‘iyeti Risâle-i Nûr’a veriliyor gibidir. Bu hâdisenin ehemmiyetli bir hikmeti şu olmak gerektir:

Risâle-i Nûr, bu mübârek vatanın ma‘nevî bir halâskârı olmak cihetiyle, şimdi iki dehşetli ma‘nevî belâyı def‘ etmek için, matbûât âlemi ile tezâhüre başlamak ve ders vermek zamanı gelmiştir veya gelecek gibidir zannediyorum.

O dehşetli belâdan birisi: Hristiyan dinini mağlûb eden ve anarşiliği yetiştiren ve şimâlde çıkan dehşetli dinsizlik cereyânının, bu vatanı ma‘nevî istîlâ etmek istemesine karşı, Risâle-i Nûr sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî vazîfesini görebilir.

İkincisi: Âlem-i İslâmın bu mübârek vatanın ahâlisine karşı, pek şiddetli i‘tirâz ve ithâmlarını izâle etmek için matbûât lisânıyla konuşmak lâzım gelmiş, diye kalbime ihtâr edildi. Ben dünyanın hâlini bilmiyorum. Fakat Avrupa’da istîlâkârâne hükmeden ve edyân-ı semâviyeye dayanmayan dehşetli cereyânın istîlâsına karşı Risâle-i Nûr hakîkatleri bir kal‘a olduğu gibi, âlem-i İslâmın ve Asya kıt‘asının hâl-i hâzırdaki i‘tirâz ve ithâmını izâle ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iâde etmek için de bir mu‘cize-i Kur’âniyedir.