Yükleniyor...
Risale-i Nur
Eserler

Onuncu Huccet-i Îmâniye

Yirminci Mektub’un Birinci Makamı’dır

بِاسْمِه۪ وَ اِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَّبِّحُ بِحَمْدِه۪

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لآَ اِلٰهَ اِلَّأ اللّٰهُ وَحْدَهُ لاَ شَر۪يكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَ يُم۪يتُ وَ هُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَ هُوَ عَلٰي كُلِّ شَئٍ قَد۪يرٌ وَ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ

Sabah ve akşam namazından sonra, tekrarı pek çok fazîleti bulunan ve bir rivâyet-i sahîhada İsm-i A‘zam mertebesini taşıyan şu cümle-i tevhîdiyenin, on bir kelimesi var. Her bir kelimesinde hem birer müjde ve beşâret, hem birer mertebe-i tevhîd-i rubûbiyet, hem bir İsm-i A‘zam noktasında bir kibriyâ-yı vahdet ve bir kemâl-i vahdâniyet vardır. Bu büyük ve ulvî hakîkatlerin îzâhını sâir sözlere havâle edip, bir va‘de binâen şimdilik mücmel bir hulâsa suretinde “İki Makam” bir “Mukaddeme” ile ona bir fihrist yapacağız.

Mukaddeme: Ey insan! Kat‘iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, îmân-ı billâhtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, îmân-ı billâh içindeki ma‘rifetullâhtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı ni‘meti, o ma‘rifetullâh içindeki muhabbetullâhtır. Ve rûh-u beşer için en hâlis sürûr ve kalb-i insan için en sâfî sevinç, o muhabbetullâh içindeki lezzet-i rûhâniyedir. Evet, bütün hakîkî saadet ve hâlis sürûr ve şirin ni‘met ve sâfî lezzet, elbette ma‘rifetullâh ve muhabbetullâhtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan ve seven, nihâyetsiz saadete, ni‘mete, envâra, esrâra ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakîkî tanımayan, sevmeyen, nihâyetsiz şekāvete, âlâma, evhâma ma‘nen ve maddeten mübtelâ olur. Evet, şu perişan dünyada, âvâre nev‘-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta, sâhibsiz, hâmîsiz bir surette,âciz, miskin bir insan, dünyanın sultanı da olsa kaç para eder? İşte bu âvâre nev‘-i beşer içinde,